Sizinle paylaşmak için

İşyerinizde kötü ekip ile başa çıkmanın yolları

İşyerinizde kötü ekip ile başa çıkmanın yolları

İşyerinizde kötü ekip ile çalıştığınız düşünüyorsunuz. Departmanınızda tam bir kaos yaşanıyor. Departmanınızdan içeri girerken kendinizi mutsuz hissediyor ve bununla ilgili ne yapacağınızı bilmiyorsunuz.

Hoşnutsuzluğunuzu ve departmanınızla ilgili kaygılarınızı tüm şirkete de genellemek istemiyorsunuz çünkü belki şirketinizi ve şirketteki görevinizi seviyorsunuz. Ama departmanınızdaki karmaşa bitip tükenmek bilmiyor ve bu sizin mutluluğunuzu ve huzurunuzu etkiliyor.

İşyerinizde kötü ekip ile çalışmakla ilgili hoşnutsuzluğunuz bir türlü geçmiyor çünkü arka planda sürekli konuşan bir iç ses var. O ses her zaman oradan size fısıldayarak ilişkilerinizi olumsuz yönde etkilemeye çalışıyor. Siz henüz bunun işinizdeki başarınızı etkilemediğini düşünebilirsiniz. Ama işler kontrolden çıkmadan, sizi departman değiştirme, hatta istifa etme noktasına getirmeden bu durumu yönetmeye başlamalısınız.

 

1.Neyle karşı karşıya olduğunuzu anlayın

 

İşyerinizde kötü ekip

 

Sorunla başa çıkmak için harekete geçmeden önce, gerçekten neyle karşı karşıya olduğunuzu anlayın.

İşyerinizde kötü ekip gerçeği nasıl? Ekipteki dinamiği düşünün. Ekipteki kişilerin birbirine tavrı nasıl? Herkes bir adım öne çıkma düşüncesiyle diğerini hiçe sayıp kendi fikrini mi kabul ettirmeye çalışıyor? Ekip üyeleri arasında sevgiyi geçtim, saygı da mı yok? Grup nadir mi bir araya geliyor ve bir yönde ilerleyemiyor mu ? Ya da herkes yönetimin beklentilerinden dolayı bunalmış mı hissediyor?

Eğer ekibi iyi gözlemleyip sorunu tam olarak anlarsanız, nokta atışı yapmanız daha rahat olur. Ve böylece ikinci adıma geçebilirsiniz.

 

2. İşyerinizde kötü ekip ile neyi değiştirebileceğinizi anlayın

 

İşyerinizde kötü ekip

 

Sorunu tam olarak anladıktan sonra neyi iyileştirip neyi iyileştiremeyeceğinizi de net olarak belirleyebilirsiniz.

Bazen zor çalışanlarla ilgili konular görmezden gelinir. Genelde yöneticiler zor ya da problemli çalışanlarla yüzleşmek istemezler. “Benim işimi görüyor, önemli olan da bu” mantığıyla sorunun içten içe daha da büyümesine göz yumarlar. Ekipteki diğer kişiler de bu durumun farkında olduklarından, yöneticilerine konuyu açamazlar.

Bunun yerine, aynı fikirde olanlar biraraya gelir ve kendi aralarında konuşur, varsayımlar üretir, durumu içselleştirirler. Konuyu dile getirmek yerine kendi kendilerine yanlış beklentiler içine girerler. Bu davranışlar, sorunu sürdürmek hatta ebedileştirmekten başka bir işe yaramadığı gibi sorunun iltihap tutmasını sağlar.

Mesela ekipteki çalışma arkadaşlarınızdan daha fazla çalışıyor, daha fazla sorumluluk alıyor, daha fazla mesaiye kalıyorsunuz. Bu durumun da adil olmadığını düşünüyorsunuz. Bunu çat kapı yöneticinizin odasına girip söylemek ya da konuştuğunuz asıl konunun sonuna eklemek yerine, yöneticinize daha etkili bir konuşma ile yaklaşabilirsiniz:

  • Öncelikle durumu özetleyin ve mevcut durumu ortaya koyun: “Geçtiğimiz hafta hergün, lansmanını yapacağımız ürünle ilgili akşam dokuza kadar çalıştım.”
  • Sonra bununla ilgili ne hissettiğinizi, duruşunuzu ya da algınızı belirtin: “Bu projedeki insan kaynağını ve iş bölümünü tekrar değerlendirmemiz gerektiğini düşünüyorum ve bununla ilgili fikirlerim var.”
  • Son olarak, bir görüşme talep edin: “Bunları sizinle paylaşmak istiyorum. Yarın konuşmak için ne zaman müsait olursunuz ?”

Böyle bir yaklaşım sizin proaktif olduğunuzu gösterir. Diğerlerini kötülemek ya da suçlamak niyetinde olmadığınızı, sorunlara çözüm aradığınızı düşündürür.

Bunu söylemek biraz cesaret isteyebilir, ama neyi değiştirebileceğinizi bilmek ve bunun için bir adım atmak sizi de rahatlatır ve kendinizi iyi hissedersiniz.

 

3. BUNUN SONUCUNDA NE ÖĞRENECEĞİNİZİN FARKINA VARIN

 

İşyerinizde kötü ekip

 

Eğer hiçbir şeyi değiştiremeyeceğinizi ya da yeterince etkili olamayacağınızı düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz, çünkü davranış ve duruşunuzun kontrolü kendi elinizde.

İçinde bulunduğunuz sıkıntılı durumu kendi lehinize çevirmeniz mümkün. Mesela, yöneticiniz fikirlerinizi önemsemiyor görünse de bundan faydalanıyor, ama sizi takdir etmiyor. Bu gerçekten insanın canını sıkan bir durum. Ama, can sıkıntısı nereye kadar? Olaya bir de farklı tarafından bakıp, “ben kendi adıma bunu nasıl değerlendiririm, kendime nasıl pay çıkartıp, kendimi nasıl geliştirebilİrim” derseniz belki de canınız bu kadar sıkılmaz. Böyle bir durumda parlak fikirlerinizi birebir toplantılarda paylaşmak yerine, ekip toplantılarında paylaşırsanız, ekibin diğer üyelerinin de hayranlığını kazanır, danışılacak bir ekip üyesi konumuna terfi etmiş olursunuz ki yöneticiniz de kendini, buna olumlu tepki vermek durumunda hisseder.

Son adım: Kendiniz için en iyisi neyse onun farkına varın. İş hayatınız ve eviniz arasındaki denge ve bunun ikisini ayıran sınırların olması çok önemli. Herşeyden önce, bunların olması için de, kendinize dikkat etmelisiniz ve kendinize çok iyi bakmalısınız. Eğer birşeylerin düzelmesi gerektiğini düşünüyor ama bunu düzeltemiyorsanız, enerjinizi boşuna harcayıp sağlığınızdan olmayın. Sizi bu kadar sıkıntıya sokan bir işyeri belki sizin için doğru bir yer değildir.

Can Dündar bir yazısında “Bir tepsinin içinde beş top taşırız” diyor. “İşimiz , ailemiz, sağlığımız, dostluklarımız, benliğimiz. Bunlardan dördü cam, biri lastik toptur. Diğerleri düştüğünde kırılırlar. İşimiz ise lastik toptur, kırılmaz sadece zıplar”

Ben tamamen katılıyorum…

 

 

 

Mesajınız var mı? Gerekli alanlar * ile işaretlidir.

 



Bir Cevap Yazın