Sizinle paylaşmak için

Risk almaktan korkmasaydınız neler yapardınız?

Risk almaktan korkmasaydınız neler yapardınız?

Risk almak, rutinin dışına çıkmak, yeniliklere karşı açık olmaya çalışmak beraberinde korkuyu da getirir. Korku kendimizi koruma içgüdümüzün doğal bir sonucudur. Ama fazlası önümüzde engel oluşturabilir ve biz kendimizi fırsatlar önümüzden uçup giderken buluruz.

Endişelerimiz büyüdükçe, kendimizi daha küçük bir alana hapsederiz. Bir bakıma bu nedenle kadınlar, ilişkilerinde ve iş hayatında erkeklerle eşit olmaya çabası içindeler.

Stresli bir durumla karşılaştığımızda 2 seçeneğimiz var.Dövüşmek ya da kaçmak. Konuyla ilgili, Grant Thornton tarafından yapılan araştırmaya göre böyle bir durumda erkekler durumu yatıştırmaya çalışan ve destek arayan kadınlara göre daha agresif ve dövüşmeye eğilimli.

Bunun nedeninin sadece erkelerde olan, stres sırasında kalplerini ve beyinlerini etkileyen, kan basıncını yükselten ve saldırmaya teşvik eden SRY geni yüzünden olabileceği söyleniyor. Kadınların tepkileri ise östrojen hormonu ve acıyı kontrol etmeye yarayan diğer biyolojik yatıştırıcılar tarafından şekilleniyor, bizi saldırma güdüsünü bastırıp uzlaşmaya itiyor.

Facebook COO’ su Sherly Sanberg kitabı “Sınırlarını Zorla” da giderek daha fazla kadının kendi fikirlerini ifade etmek ve hedeflerine ulaşmak konusunda cesur davrandığını söylüyor.

Ama aynı zamanda erkeklerden daha agresif, açık sözlü ve güçlü olmanın yanlış olduğunu düşünmeye meyilliyiz.Sık sık neler başarabileceğimiz konusunda beklentilerimizi düşürüp, kariyer hedeflerimizi planlarken, daha evlenmediğimiz eşimizi ve doğurmadığımız çocuklarımızı düşünüyoruz.

Burada çözüm, ilerlemeyi engelleyen bariyerleri ortadan kaldırmak için çalışmamızla mümkün.

 

1.Korkularımızın farkına varalım

İçimizdeki engellerin farkına varmak, hareketlerimizi analiz etmekten geçiyor. Mesela bir toplantıya girdiğimizde nasıl davranıyoruz? İlk önce biz mi konuşuyoruz, yoksa ilk başka birinin mi soru sormasını bekliyoruz? Birinin bize destek olmasını ya da bizim içimizdeki gerçek cevheri keşfetmesini mi bekliyoruz?

2.Ne istediğimizi bilelim

İçimizdeki bu engeller bizi nelerden alıkoyuyor? Bu soruyu kendimize sorduğumuzda aynı zamanda gerçekten ne istediğimizi anlamaya başlarız. Kendinize eğer “korkmasaydım neler yapabilirdim” diye sorun. Mesela daha önce almış olduğunuz iş teklifini kabul eder miydiniz? İstediğiniz işi kurmak için bir hamle yapar mıydınız? Ya da herşeyi bırakıp tek başına dünyayı keşfe mi çıkardınız?

3.Korkularımızı silip atalım

Evet, korkuyoruz. Ama ne olursa olsun bir an önce harekete geçmemiz, korkularımızı tanımlamamız ve etkisiz hale getirmemiz gerekiyor.

Ah şu korkular…

 1.Başarısız Olma Korkusu

risk

“Ya başarısız olursam” korkusuyla yeni şeyler denemekten kaçınıyorsak, bu kendimizden beklentimizin ya da başkalarının bizden beklentisinin yüksek olmadığını gösterir.

Sorun şu ki, hiç risk almamakla daha çok şeyi riske atıyorsunuz ” diyor yazar Erica Jong. Başarısız olmanın da başarmanın bir parçası olduğunu hatırlamamız gerekiyor. Öyle olmasaydı yürümeyi nasıl öğrenirdik?

2.Liderlik Korkusu

Lider olmanın sonucunda ortaya çıkabilecek problemlerden korktuğumuz için liderlik etmeye korkuyoruz.

Unutmayalım ki problemlerin kaynağı, sadece bizim yaptıklarımız değildir. Ortak başarı hikayeleri için, bizim kadar, etrafımızdakiler de başarılı olmamızı isteyecekler. Güçlü özelliklerimizden dolayı liderlik yapıyoruz, o halde güçlü yanlarımızı daha çok kullanarak öne çıkaralım.

3.Yetersiz Olma Korkusu

risk

Yaşadığımız olumsuz deneyimler ya da verilen olumsuz sosyal mesajlar, ne kadar yeterli ve donanımlı olsak da bizde yetersiz olma endişesi yaratabilir.

Zayıf yönlerinizin üzerinde durmanın yerine güçlü yönlerinizi öne çıkarın. Güçlü yönleriniz parlıyorken, zayıf yönleriniz geri planda kalacaktır. Çalıştığınız işyerinde güvendiğiniz bir kişiden duygusal destek alabilir, mentorluk isteyebilirsiniz. Uygun şekilde eşleşeceğiniz mentorunuz size ihtiyaçlarınız doğrultusunda yol göstericilik yapacaktır. Yaşadığınız problemler, gelişim alanları, insan ilişkileri gibi pek çok konuyu mentorunuz ile paylaşın. Bununla güvene dayalı, gelişme merkezli ve uzun süreli bir dostluk ilişkisi başlatmanız mümkün.

4.Başarma Korkusu

Hayalimize ulaşmaktan korkuyoruz, belki bizden beklentilerin artacağını düşünüyoruz belki de başarımızın fazla dikkat çekmesinden korkuyoruz.

Hayallerimizin peşine takılmak için korkuyu aklımızdan uzaklaştıralım. Eğer hayalimizin peşine düşmezsek, yaşlanıp geriye baktığımızda nasıl hissedeceğimizi kendimize soralım. Risk almaya bir yerden başlamalısınız.En fazla ne kaybederiz?

5.Konuşma Korkusu

Konuşmak, özellikle bir toplantıda ya da büyük topluluklara sunum yapmak bizi korkutabilir. İyi konuşma ya da iyi sunum yapma aslında o kadar da zor değil. Yeterli donanıma sahipseniz, konuya tam anlamıyla vakıfsanız hazırlanarak bunu üstesinden gelebilirsiniz. Evet, hazırlık kilit kelime. Yapacağınız sunuma iyice hazırlanın.Biliyorum her yaptığınız sunumda birileri cebinden kötü niyetli sorularını çıkartıp sizi zorlamaya çalışıyor, bunu iyi biliyorum. Sunumunuzdaki tüm slidelarda kendinize notlar alın ve sorulacak olası soruları bir yere yazarak, cevaplarına hazırlanın.Vücut dilinizle ve göz temasını doğru yaparak karşınızdakileri etkilemek için aynanın karşısında prova yapın.

Evde eşinize de sunumu yapabilir, ondan geribildirim isteyebilirsiniz. Bunlar size oldukça yararlı olacak. Ama baktınız daha profesyonel bir yardıma ihtiyacınız var, o zaman bir yaşam koçundan destek alın ya da konuyla ilgili kurslara katılın.

6.Risk ve Yalnızlık Korkusu

risk

Bir işi bırakmaktan korkuyoruz, çünkü yalnız başımıza kalmak ve tekrar başlamak bizi korkutuyor. Terazinin bir kefesine “yapmanız halinde ne oluru” diğer kefesine, “yapmasanız ne oluru”  koyun. Hangi kefe ağır basıyor, ona bakın. Risk tartısına çıkın ve kendinize bir gün yaptığınız seçimlerden pişmanlık duyup duymayacağınızı sorun.

 

 

 

Mesajınız var mı? Gerekli alanlar * ile işaretlidir.



Bir Cevap Yazın