Sizinle paylaşmak için

Sinirli çocuğa nasıl davranmalıyız?

Sinirli çocuğa nasıl davranmalıyız?

Sinirli olmak istemediğimiz birşey olsa da ister dört, isterse kırk dört yaşında olsun, sinirlenmenin yaşı yok. Burada asıl önemli olan sinirlerimize hakim olmayı öğrenebilmek. Bunu öğrenemezsek, yaşamımız boyunca çevremizdeki insanların kalplerini kırar, iş hayatımızda problem yaşar ve ilişkilerinde başarısız oluruz.

Oğlum Tuna sinirlendiğinde, önce onun neye sinirlendiğini anlamaya çalışır, ona nasıl yaklaşacağıma karar veririm. Konuşmaya açık bir durumda olduğunu anlarsam, konuşmayı başlatarak ne hissettiğini anlamaya çalışırım. Eğer konuşmak istemiyorsa ona kendi kendine kalması için zaman tanır, doğru zamanı yakaladığımda konuşmayı dener, ihtiyaçlarını anlarım.

Çocukların sinirli olmasındaki 3 etken

Kathy’ nin beş yaşındaki oğlu Adam, son olarak bir huysuzluk krizi geçirdiğinde, futbol oynuyordu. Adam, kendisinden büyük çocukların ustaca yaptıkları hareketleri taklit etmeye çalışıyordu. Ama her denemesi başarısızlıkla sonuçlanıyordu.

“Oğlumun gittikçe sinirlendiğini fark ediyordum” diye anlatıyor, Kathy. En sonunda Adam, tam anlamıyla bir huysuzluk nöbetine tutuldu, ağlamaya başladı ve  topu sahanın dışına çamurlu alana attı.

sinirli çocuk

Aile terapisti Alicia Tisdale’e göre, “Ani parlamalar, duyguları açığa vurmanın bir yoludur, ama çok etkili oldukları söyleyemeyiz. Küçük çocuklar bile, sinirlerine hakim olamadıkları zamanlarda, sonradan kendilerini kötü hissedeceklerinin bilincindedirler. Anne-babaların yapmaları gereken, çocukları bir huysuzluk nöbetine tutulmadan, onları sinirlendiren şeyi anlatmalarını sağlamak olmalıdır.”

Kathy ve eşi George, çocukları Adam’a, denetimini kaybettiği anın farkına varması, kendi kendini yatıştırması, onu gerçekten üzen konuları açığa vurması ve tüm bunlara uygun olarak davranması konularında yardım etmeye karar verdiler. Adam’a bu tarz bir denetim mekanizmasını aşılamakla, ileriki yaşamında karşılaşacağı daha büyük sorunlarla mücadelede başarıya ulaşmasında da yardımcı olacaklarını biliyorlardı.

Çocukların sinirli olmasında bazı etkenler vardır:

1.Doğuştan gelen etkenler

sinirli çocuk

Bir insanın ne sıklıkta ve ne ölçüde sinirlendiği, büyük ölçüde  karakter özelliklerinden kaynaklanır. Psikiyatr Stanley Greenspan çocukları beş ana grupta inceliyor:

  • Çok duygusal
  • İçine kapanık
  • Hareketli
  • Dikkatsiz
  • Saldırgan

“Her tip karakter özelliği, sağlıklı insan gelişiminin bir parçasını oluşturabilir” diyor Greenspan, “Ya da abartılı bir özellikse, ona zarar verebilir. Önemli olan, çocuğunuzun hangi gruba ait olduğunu saptamak ve ona ileride zarar verebilecek özelliklerini yararlı duruma getirebilmektir.”

Yoğun duygulara sahip bir çocuk, umursamaz yapıdaki arkadaşlarının gülüp geçecekleri en basit konulara bile kızabilir. Onlara biraz daha zaman ayırıp, bu duygularını anlamaları ve başetmeleri için çeşitli yollar öğretmeniz gerekir.

2.Sinirli olmaya yol açan nedenlar

sinirli çocuk

Frances, altı yaşındaki oğlu Bob ve aynı yaşta kızı olan bir arkadaşıyla  yürüyordu. Kız çantasından ayıyı çıkardı ve oynamaya başladı. Bob, kızın elindeki ayıyı istedi. “Çığlık çığlığa bağırmakta olan Bob’u yatıştırmak için, onu kolundan çekiştirmem gerekmişti” diye anlatıyor Frances.

Arkadaşının elindekini isteyip elde edememek, okul çağı öncesi çocuklarda, sinirlilik ve kızgınlığa yol açar. “Sinirlendiren öğeler” listesinde aynı zamanda; açlık, yorgunluk, korku, hareketlerinin sınırlandırılması, duygularını anlatmak için gerekli sözcükleri bulamaması, kendi yapmak istediği birşeyin büyüklerden biri tarafından halledilmek istenmesi yer alır.

Bu yaşlarda bir çocuk kızgın olduğunda, anne-babaların yapmaları gereken, onları “aktif” bir biçimde dinlemektir, yani çocuklara anlayış göstermektir. “Kötü bir gün geçirdiğinin farkındayım. Kızgın görünüyorsun. Sorununu benimle paylaşmak ister misin?” Bu tür bir konuşma, çocuğa kendini daha iyi tanıma fırsatı verecektir.

Anne-babalar, çocuklara kızgın olmanın kötü birşey olmadığını ama kızgın oldukları sırada başkalarına zarar vermemeleri gerektiğini öğretmelidirler. Çocuğu, sinirlendiren ortamdan uzaklaştırıp, onu oyalamaya çalışmak gerekir. “Arkadaşının kamyonunu istediğini biliyorum, ama şu anda arkadaşın onunla oynuyor. Gel bakalım, şurada başka bir kamyon var. O kamyonun ne gibi özellikleri varmış?”

Eğer bu tür bir konuşmadan sonra çocuğunuz yatışmadıysa, onu birkaç dakika boyunca kendi haline bırakın. Yanında durun ama müdahale etmeyin; bu, çocuğunuza hırçınlığıyla sizi denetim altına alamayacağını gösterecektir. Birkaç dakika sonra, “Şimdi kendine biraz hakim ol” diye uyarın. “Ben ona kadar sayacağım, senin de bu sırada biraz sakinleşmeni istiyorum.”

3.Aile yaşantısı

sinirli

Başından, anne-babasının ayrılması, aile bireylerinden birisinin hastalanması ya da ölümü, yeni bir kardeşin doğumu, bir taşınma ya da buna benzer önemli bir olay geçmiş olan bir çocuk, üzüntüsünü, hırçın davranışlarının ardına gizlemeye çalışabilir. Kendisi acı çektiği için, çevresindekilerin de acı çekmelerini ister.

Bir çocuğun, gergin bir ortamın içinden şaka yollu sıyrılması ya da kardeşinin sırt çantasını –hatta kardeşini odanın öbür ucuna fırlatması, ailenin bu gibi durumlarda nasıl tepki verdiğiyle ilgilidir. Bu gibi olaylar özellikle, şiddetin karşılıklı bağrışmalara ya da kapıları çarpıp çıkmak gibi sinirli davranışlara yol açtığı ailelerde görülür. Öte yandan duygularını bastıran ailelerde sinirlenmenin bir suç sayıldığı ailelerde bu tür olaylar daha değişik bir biçimde yaşanır. “Çocuklar, ne görüyorlarsa onu taklit ederler” diyor Greenspan.

Çocukların, olaylara gösterdikleri tepkilerin, yaşlarıyla ilgisi olduğunu göz önüne alırsak, sinirli davranışlarıyla baş edebiliriz:

 1.Gelişme evrelerindeki farklılıkları normal karşılayın

sinirli çocuk

Bir çocuk, fiziksel ya da sosyal gelişim gösterirken, ani patlama nöbetlerine daha yatkın olabilir. Değişik evrelerin, değişik “sinirlendirme” faktörleri olabilir. Çikolata almak için çekmeceyi açmaya çalışan bir çocuğun annesinin ona, “çikolatayı şimdi yiyemezsin, yemekten sonra” demesi, iki-üç yaşlarında bir çocuğun hırçınlaşması için yeterlidir. Öte yandan on yaşında bir çocuk, aynı olaya daha uysalca yaklaşabilir çünkü sabrı, bu olaya tepkisiz kalabilmek için yeterli gelişimi göstermiştir.

2.Cinsiyet ayırımı yapmayınsinirli

Genellikle, erkek çocukları, kızgınlıklarını kızlardan daha özgürce dışa vururlar. Bunun kültürel nedenleri olabilir. Yazar, Meg Eastman’a göre, “Anne-babalar ve öğretmenler, erkek çocuklarının hırçın davranışlarını ve ani sinir krizlerini, kızlara oranla daha rahatlıkla kabulleniyorlar”. Tabi hangi cinsiyetten olurlarsa olsunlar, çocukların hırçınlıklarını, şiddet ya da hileye başvurmadan denetim altına almayı öğrenmeleri gerekir.

 3.Bebeklerin fiziksel ihtiyaçlarını karşılayın

sinirli çocuk

Bebekler, fiziksel gereksinimleri hemen karşılanmadığında hırçınlaşırlar. Örneğin, acıktıklarında, susadıklarında, canları yandığında, bir şeyden yoksun bırakıldıklarında ya da korkuya kapıldıklarında, ağlamaya ve bağırmaya başlarlar.

Kimi çocuklar, başta buna karşı koymaya çalışsalar da, sakin bir biçimde yatıştırılmalıdırlar. Yumuşak bir ses tonuyla konuşmak, işe yarayabilir. Kimileri içinse, dikkatlerini ayrı bir yöne çekmek ya da uykuya yatırmak en etkili çözümdür. Önemli olan, anne-babaların, bu tür durumlara, sinirle karşılık vermemeleridir. Bu, çocuğu ürkütebilir. ‘Annem-babam bile bunu beceremiyorlarsa, ben nasıl üstesinden gelebilirim?’ diye düşünmesine yol açabilir.”

Asla bebeklerin, bir sinir nöbetine tutulmalarına fırsat vermeyin. Dr. Greenspan’e göre, sinirli bir çocuğu tek başına bırakmak, onun, hırçınlığa, “annenin yok olmasına neden olan bir olay” gözüyle bakmasına neden olacaktır. Sinirlendikten sonra, yeniden mutlu olabileceğini düşünmek yerine, bu olayı yalnızlık ve terk edilmişlik gibi duygularla bağdaştıracaktır.

 4.Uygunsuz davranışları değil, kızgınlığı kabul edin

Altı ile oniki yaş arasındaki çocuklar, arkadaşları tarafından kabullenilmek isterler. Bu yaşlarda bir çocuğun kızgınlığı, arkadaş grubuna alınmamasından kaynaklanabilir.

Bu yaştaki çocuklar, kendilerine güvenen ve başarılı bir imaj sergilemek istediklerinden, her anlaşmazlıktan, başarılı bir biçimde ayrılmaları gerektiği duygusuna kapılabilirler. Bu, inanılmaz derecede acımasız bir ağız dalaşına olabilir. “Çok çirkin bir burnun var” diye bağırır çocuklardan birisi. “Sen de takımdaki en kötü oyuncusun” diye karşılık verir öteki çocuk.

Anne-babaların çocuklarına anlatmaları gereken şey, kızgın olduklarında bile önemli olanın yanıt verme biçimleri olduğudur. Denetimi kaybetmek, fiziksel hiddet ya da nefret dolu sözcükler kabul edilmemelidir. Kızgınlığı kabul edin ama uygunsuz davranışları değil.

Aynı zamanda çocuğunuza, sinirini şiddet içermeyen bir çalışmaya dönüştürmesini de öğretebilirsiniz. Futbol oynamak ya da ne kadar kızgın olduğunun resmini çizmek gibi.

5.Herşeyi denetim altına almaya çalışmayın

sinirli

Ergenlik çağındaki birçok gencin hırçınlık nedeni onların özgürlük arayışlarının anne-babaları tarafından genellikle koruma amacı ile engellenmek istenmesidir.

Bu yaşlarda, önemli olan şey arkadaşlarıyla uyumdur ve cinsel çekicilik de bu uyumun bir parçasıdır. Siz, bu duygusunu körükleyen şeylere, mesela, giydiği bir elbiseden, sokağa çıkmasını engellemeye kadar karşı çıktıkça, onlar, olayın üzerine daha da çok gideceklerdir.

Kurallar karşılıklı saygıya dayanmalıdır; bağırma, şiddet ya da aşağılama içermemelidirler.

Çocuklara, bunları öğretmek, bunlarla ilgili konuşmak tabi ki kolay değil, ama çaba gösterirsek karşılığını da bir süre sonra alıyoruz. Kathy ve George, Adam’ın duyguları hakkında konuşmaya başladıklarından buyana, Adam gözle görülür bir gelişme kaydetti. Daha olumlu olmaya başladı. “Artık Adam kendini yorgun ve bitkin hissettiğinde, ‘Benim dinlenmem gerek’ diyor” diye anlatıyor Kathy.

Anne-babalar, kurallara uyulmadığı taktirde, herşeyi denetim altına almak yerine, olaya mizahi açıdan yaklaşabilirler. “Mizahın da işe yaradığını fark ettik” diyor Kathy. “Ona ne zaman, ‘İlkinde başarılı olamazsan…’ desem, Adam cümlemi tamamlıyor, ‘boşver gitsin!’

 

Kaynakça: Salley Shannon-Reader’s Digest

 

Mesajınız var mı? Gerekli alanlar * ile işaretlidir.



Bir Cevap Yazın