Sizinle paylaşmak için

İSTANBUL GEZİ REHBERİ 1. GÜN

İSTANBUL GEZİ REHBERİ 1. GÜN

Tarihi Yarımada

Ben İzmir’ de göremediğim tarihi güzelliklerden dolayı Tarihi Yarımada’yı gezmeyi çok seviyorum. Tam gün ayırarak burayı hızlıca gezmek mümkün. Biz de böyle yaptık.

Ayasofya   

Bugünkü Ayasofya aynı yerde fakat öncekilerinden farklı bir mimari anlayışla yapılmış olan üçüncü yapı. Bu yapı, İmparator Justinianos tarafından yaptırılmış. 916 yıl kilise olan yapı, 1453 Yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından İstanbul’un fethiyle camiye çevrilerek, 482 yıl cami olarak kullanılmış. Atatürk’ün emri ve Bakanlar Kurulu’ nun Kararı ile 1935 yılında Ayasofya müze olarak kapılarını ziyarete açmış.

Ayasofya’ daki Dilek Taşı

Ben diğer büyük müzeler gibi Ayasofya’ yı da elektronik rehberle gezmenizi tavsiye ederim. Yaşanmış tarihi olayları, materyallerin ve tarihi eserlerin hikayelerini anlayarak bir yeri gezmedikçe bir taraf eksik kalıyor. Rehber size efsanelerle ilgili de bilgi veriyor. Ayasofya’nın yapımı sırasında İmparator Justinianos kontrol için sık sık gelirmiş. Bir gün Ayasofya’da dolaşırken şiddetli bir baş ağrısına tutulmuş. Bu sırada bir direğe başını dayamış ve baş ağrısı tamamen geçmiş. İmparator, dikkatlice sütuna baktığında, sütunda ufak bir delik olduğunu ve bu delikten bir yaşın süzüldüğünü görmüş. Bu yaşın, Meryem Ana’nın gözyaşı olduğunu ve kendisini iyileştirmesi için Tanrı tarafından gönderildiğini düşünmüş. Halk, bu mucizeden haberdar olunca sütun kutsal kabul edilmiş. Bundan sonra hastalıklarının iyileşmesini isteyenler Ayasofya’ya gelmeye başlamışlar. Bu sütundaki deliğe parmaklarını sokarak, parmaklarını ıslatan suyu hasta olan bölgelerine sürerlermiş. Çünkü bu suyun Hazreti Meryem’in gözyaşları olduğuna ve böylece hastalıklarının iyileşeceğine inanırlarmış.

 

Ayasofya Dilek Taşı

 

Yerebatan Sarnıcı       

İstanbul’un en mistik yerlerinden biri. 532 yılında Justinianus tarafından inşa ettirilen Yerebatan Sarnıcı uzunluğu 140 m. genişliği 70 m. dikdörtgen biçimde bir alanı kapsayan dev bir yapı, çok görkemli. 52 basamaklı taş bir merdivenle inilen bu sarnıcın içerisinde 336 sütun bulunmakta. Sarnıç yaklaşık 100.000 ton su depolama kapasitesine sahip.

Yerebatan Sarnıcı

Medusa Başları

Sarnıcın kuzeybatı köşesindeki iki sütunun altında kaide olarak kullanılan iki Medusa başı en çok ilgi çeken yerdir. Roma dönemi heykel sanatının örneklerinden olan Medusa başları ters ve yan biçimde yerleştirilmiştir. Bunun nedeni de Medusa’nın özelliğinden gelmektedir. Gözlerine bakanı taşa çeviren Tanrıça Medusa’nın kafası ters yerleştirilirse efsanenin oluşması önleneceğine inanılmıştır.

 

Yerebatan Sarnıcı Medusa
Neden ters durduğunu anlayamayan Tuna

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Sarnıçtaki balıklara bakarken atılan paraları görüyor ve biz de geleneği bozmayarak bir dilek tutuyoruz.

Yerebatan Sarnıcı havuz

 

1963 yapımı James Bond filmi “From Russia with Love” a sahne olmuştur. Rus elçiliği ile Kapalı çarşı arasında Yerebatan sarnıcından geçen gizli geçit olması meselesi doğru değil tabi ki.

 

Sarnıcı gezerken dikkatli olun, altı kaymayan ayakkabılar giyerseniz daha rahat edersiniz.Yukarıdan damlayan sular, nemli bir ortam söz konusu. Makyajınızla da fazla oynamayın, akabilir.

 

Sultanahmet Camii

Ayasofya’dan çıktıktan sonra Sultanahmet Camii’ ne girdik. Kubbeleri, altı minaresi ve mimarisi ile bana göre İstanbul’daki en görkemli camidir. 21 bin 43 adet göz alıcı İznik çinisiyle süslüdür. Sultan 1. Ahmet tarafından 17.yüzyılda, Mimar Sinan’ın yetiştirdiği öğrencilerden biri olan Sedefkar Mehmet Ağa’ya yaptırılmıştır. Caminin duvarlarında ikinci pencere arasına kadar mavi renkli İznik çinileri yoğun bir şekilde bulunduğu için camii, Mavi Camii olarak da bilinmektedir.

Sultanahmet Camii

6 minarenin hikayesi

Efsaneye göreSultan 1.Ahmet, minareleri altından yaptırmak istemiş. Ancak kaplamada kullanılacak olan altının değeri padişahın bütçesini fazlasıyla aşmış. Caminin mimarı Sedefkar Mehmet Ağa’nın bu emri ‘altın’ yerine ‘altı’ olarak işittiği söylenir. Bundan dolayı da camiyi 6 minareli inşa ettirmiş.

Camideki avizelere gelince, Evliya Çelebi, Sultanahmet’teki avizelerin, oradaki çiniler kadar güzel ve değerli olduğunu şöyle anlatıyor: ”…Bu camide asılı avizeler yüz Mısır hazinesi değerindedir. Çünkü Sultan Ahmet Han, ecdadından beri toplanan kıymetli eşsiz cevahirleri, dört diyardan gelen çok değerli hediyeler buraya koymuştur..Mesela, Habeş veziri Cafer Paşa camiye altı adet zümrüt kandil göndermiştir ki, herbir kandil altışar okka ağırlıkta idi. Altısı da mücevherli altın zincirlerle asılmıştır.”

 

Sultanahmet Camii

 

 

Dikilitaş (Mısır Obeliski/Theodosius Sütunu)

Sultanahmet Meydanı’ndadır. M.Ö. 16. yüzyılda, Mısır Firavunu III.Thutmosis  tarafından, Heliopolis şehrinde Güneş Tapınağı’nın önüne Tanrı Amon adına dikilen anıtsal bir sütun. Sütunun dört yüzünde Thutmosis’ in  kazandığı zaferler anlatılmaktadır. M.S. 390’da, Bizans İmparatoru I. Theodosius sütunu Hipodrom’a diktirmiş. Sütun kabartmalarla süslü mermer bir kaide üzerinde yükseliyor. Kaide üzerindeki kabartmalarda imparator ve ailesine ilişkin sahneler betimlenmiş.

 

Dikilitaş

 

İbrahim Paşa Sarayı (Türk ve İslam Eserleri Müzesi)

Türk ve İslam eserlerini topluca kapsayan ilk Türk müzesi.1914 yılında Evkaf-ı İslamiye Müzesi adıyla Süleymaniye Külliyesi İmaretler bölümünde kurulan müze, 1965-1983 yılları arasında onarılan İbrahim Paşa Sarayı’na taşınmış ve 1983 yılında ziyaretçilere açılmış. Sultan sarayları dışında günümüze gelen tek özel saray. Kemerler üzerine yükseltilmiş yapı 3 taraftan ortadaki terası çevreliyor. Taş ve pişmiş toprak, metal ve seramik objeler, cam eşyalar, el yazma kitaplar gibi çok değerli eserler var. Büyük salonların bulunduğu geniş camekanlı kısımda, 13-20 yy.ların el işi Türk halılarının şaheser örnekleri sergileniyor. Halı bölümünün alt katında son birkaç asrın Türk günlük yaşamı ve eserlerinin sergilendiği etnoğrafik bölüm bulunuyor.

Ne yazık ki sarayın dördüncü avlusu günümüze gelememiş, 1939 yılında “Adliye Sarayı’nın” yapımı sırasında yıkılmış.

 

Türk ve İslam eserleri Müzesi

 

Alman Çeşmesi

Türk ve Prusya Kralı ve Alman İmparatoru II. Wilhelm’ in 1898 yılında Osmanlı topraklarına yaptığı ikinci ziyaretin anısına ithaf edilmiş bir anıt. Anıtın tasarımının II. Wilhelm’ in bir deseni üzerine geliştirildiği bilinmektedir.

Yapıldığı tarihte Türk-Alman dostluğunun simgesi olarak sunulan ve dolayısıyla politik anlamı ve içeriği çeşme olarak işlevinin önüne geçen yapıt, günümüzde daha çok anıtsal değeri ile tanınmaktadır.

Alman Çeşmesi, genellikle üstü açık ve heykellerle veya plastik öğelerle bezeli Avrupa meydan çeşmelerinden farklı bir tasarıma ve görünüme sahip.

 

Alman Çeşmesi, Alman Çeşmesi

 

Mısır Çarşısı

Eminönü’nde, Yeni Cami’nin arkasındadır. 1660 yılında Osmanlı Sultanı IV. Mehmet’in annesi Turhan Sultan tarafından yaptırılmış. Kesme taş ve tuğladan yapılan çarşıda bulunan yüze yakın dükkanda, çeşitli baharatlar, hediyelik eşya ve tatlı satılıyor. Mısır Çarşısı’nın iki ana kapısı Eminönü ile Sultanahmet arasında bağlantı kuruyor.

 

Mısır çarşısı

NE YENİR

Eminönü Köftecisi

Bu köfteci İstanbul’un en güzel köftelerinden birini yapan salaş ve ufak bir mekan. (salaş yerlerdeki yemekler nedense hep süper olur). 1 porsiyon köfte size de muhtemelen yetmeyecektir. Sirkeci’den Cağaloğlu’ na çıkarken, Nimet Abla Sirkeci gişesinin yan tarafındadır.

 

Filibe Köftecisi

 

2.Gün istanbul gezi rehberine buradan ulaşabilirsiniz

 

 

 

 

Mesajınız var mı? Gerekli alanlar * ile işaretlidir.

 



Bir Cevap Yazın